2018 yılında, Gümüşhane’de köyümüzde bulunan, uzun süredir kullanılmayan taş duvarla örülmüş eski bir havuzun üzerine kendi imkânlarımla bir ahşap ev yapmaya karar verdim.
Bu karar aslında bir anda verilmiş değildi. İçimde uzun zamandır var olan üretme isteğinin ve doğayla iç içe bir yaşam kurma hayalinin bir sonucuydu.
Yaklaşık 12 m² taban alanına sahip, verandalı ve çatı katında yatak alanı bulunan bu yapıyı tamamen kendi başıma inşa ettim.
Elimde yalnızca temel el aletleri vardı. Ne profesyonel bir ekip ne de hazır bir sistem…
Kereste maliyeti dışında kullandığım birçok malzemeyi ikinci el olarak temin ettim. Bu da süreci hem daha ekonomik hem de daha anlamlı hale getirdi.
Bu evi yaparken aynı zamanda aktif olarak çalışıyordum.
Gece vardiyasından çıkıp gündüz çalıştığım, gündüz vardiyasından sonra akşam devam ettiğim günler oldu.
Bu yüzden süreç hızlı ilerlemedi.
Yaklaşık 1 yıl sürdü.
Ama bu sürenin uzun olması aslında bir eksiklik değil, bu yapının hikâyesinin bir parçasıydı.
Her parçası zamana yayılmış, emekle işlenmiş bir yapı ortaya çıktı.
Pandemi döneminde ise bu küçük ahşap ev benim için sadece bir yapı değil, aynı zamanda bir yaşam alanına dönüştü.
Doğayla baş başa kaldığım, kendimle vakit geçirdiğim, ürettiğim ve dinlendiğim bir yer oldu.
Bu ev, sadece bir barınak değil…
Kendi ellerimle kurduğum bir hayatın ilk somut haliydi.
(Aşağıda bu sürece ait fotoğrafları bulabilirsiniz.)

Bir yanıt yazın